www.ariextra.de - "Tayinli İmamlar Yasası" sorunu büyümeye ..

Online Üye

Giriş / Login

Sayfamızın Özel Bölümlerinden yararlanabilmek için üye olunuz.





Şifremi unuttum !
[Passwort Vergessen!]
Siz de bize katılır mısınız ?
Kayıt Olun [Mitglied werden]

Rastgele Resim

Aysu Savaser ve Osman Tekige Verlobung 59

Kayıtlı Üye İstatistikleri

703 Kayitli
0 Bugün
0 Bu Hafta
0 Bu Ay
En Son Üyemiz: Racheeel89

Toplam Ziyaretçi İstatistikleri

26.05.2008 Tarihinden itibaren
Bugün24
Dün167
Toplam704014
"Tayinli İmamlar Yasası" sorunu büyümeye ..
Active Image

..devam ediyor


“Şubat 2007’de 3536/2007 sayılı yasanın yürürlüğe girmesi ile kamu görevlisi olarak atanacak toplam 6.785 kişiden 240 kişinin “ ..

Şubat 2007’de 3536/2007 sayılı yasanın yürürlüğe girmesi ile kamu görevlisi olarak atanacak toplam 6.785 kişiden 240 kişinin “din görevlisi” personeli olarak Batı Trakya’daki camilerde görevlendirilmesi ile ilgili tartışma büyüyerek devam ediyor. Son olarak Gümülcine’de “din görevlisi” olarak atanmak üzere bazı adayların mülakata katılması “tayinli imamlar yasası” sorununu tekrar gündeme taşıdı.

“Din görevlisi” olarak devlet memuru olarak atanacak imamların tamamının Hıristiyanlardan oluşan bir heyet tarafından seçilecek olması, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın din ve vicdan özgürlüğünün ihlal edil-mesi demektir. Yunan kültürünün ve Yunanlılığın temel harcı olan Ortodoks Hristiyanlık’ta devlet, Ortodoks kilisede görev yapan din adamlarını kamu görevlisi olarak kabul ederek maaşlarını ödemektedir. Ancak devlet, Ortodoks kiliselerde herhangi bir din adamı atama yetkisine sahip değildir. Diğer taraftan Yunanistan’daki Yahudi Merkez Kurulları ve paylaştırılmış Yahudi cemaatleri kamu hukuku tüzel kiş-iliğine sahiptir. Bununla birlikte Yunanistan’da yaşayan Ermeniler, Ortodoks olmalarına rağmen kendi dini liderlerini Yahudi ve Katolik toplumları gibi kendileri seçmektedir. Dahası Gümülcine Ermeni ce-maatinin lideri oniki yıl once Beyrut’tan gelmiştir. Yunan devleti, azınlıklar ve dini toplulukların din ve vicdan özgürlüğü konusunda da eşit olmayan bir tutum izlemektedir. Buna karşın Gümülcine, İskeçe ve Dimetoka atanmış Müftülüklerine bağlı olarak faaliyet göstermesi planlanan 240 “din görevlisi”nin seçilmesine yönelik olarak tamamı Hristiyanlardan oluşan beş kişilik bir heyetin görevlendirilmesi Batı Trakya Türk Azınlığı’nın haklı tepkisini çekmektedir.

Active ImageBatı Trakya’da 1920 Yunan Sevr Antlaşması ve 1923 Lozan Barış Anlaşması ile Azınlık üyelerinin dini özgürlükleri güvence altına alınmıştır. Lozan Anlaşması, müftülük kurumundan söz etmemiş, ancak müftülük kurumunu ayrıntılı bir biçimde 1913 Atina Anlaşması ile düzenleyerek 2345/1920 sayılı yasa ile iç hukuka yansıtmıştır. 1985 yılında Yunan hükümeti tarafından müftü atanması ile yaşanan sorunların ardından Yunan makamları 25 Aralık 1990 tarihinde “Batı Trakya’da Müftülük Müessesi ve İlahiyat Okulu Kurulmasına İlişkin Esasları Düzenleyen Kanun Hükmünde Kararname” ile 2345/1920 sayılı yasayı iptal etmiş, Batı Trakya’da müftülük kurumunun bağlı olacağı yasayı yeniden düzenlemiştir. 1920 sayılı ve 1991 tarihli “Müslümanların Din Görevlileri Hakkındaki” yasa ile öngörülen görevlerin yanısıra Müftüler, Kutsal İslam yasalarından ve şeriattan kaynaklanan dini görevlerini ifa eder, Müslüman din görevlilerini tayin eder, denetler, kontrol eder ve azleder; Müslümanlar arasında dini nikah akdeder ve tasdik eder; Kutsal İslam Kanunları ile İslamiyet’le ilgili konularda karar verme ve fetva yetkilerine sahiptir.
Yunanistan ile Türkiye arasında imzalanan ikili anlaşmalar ile Yunan Anayasası ve yasalardan kaynaklanan yükümlülüklerin yanısıra Yunanistan’ın taraf olduğu uluslararası anlaşmalar ile din ve vicdan özgürlüğü garanti altına alınmıştır. İbadet özgürlüğü, Yunan Anayasası’nın 13. maddesinin 2. Fıkrasında düzenlenerek “tanınmış” dinlerden olan İslamiyet dinine mensup Müslüman Türkler ibadetlerini, ahlaka ve kamu düzenine aykırı olmamak koşulu ile yerine getirebilirler. Yanısıra Müslüman Türklerin din ve vicdan özgürlüğü Yunanistan’ın taraf olduğu uluslararası anlaşmalarla garanti altına alınmıştır:

-1948 BM İnsan Hakları Evrensel Bildirisi
-1965 BM Her Çeşit Irk Ayrımcılığının Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme
-1966 BM Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme
-1969 tarihli BM Toplumsal Gelişme ve Kalkınma Bildirisi ile 1981 Din ve İnanca Dayalı Hoşgörüsüzlük ve Ayrımcılığın Bütün Şekilleri ile Ortadan Kaldırılması Hakkında Bildiri
-1993 BM Ulusal veya Etnik, Dinsel veya Dilsel Azınlıklara Mensup olan Kişilerin Haklarına Dair Bildiri
-1952 Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. Protokol ile değiştirilmiş ve düzenlenmiş şekli
-Avrupa Birliği Temel Haklar Bildirisi
-Birleşmiş Milletler Siyasi ve Medeni Haklar Sözleşmesi

Yanısıra aşağıdaki uluslararası belgeler, din ve vicdan özgürlüğünü garanti altına almaktadır:

-1965 Helsinki Nihai Senedi
-1983 Madrid Kapanış Belgesi
-1989 Viyana Kapanış Belgesi
-1990 Kopenhag Belgesi
-1990 Yeni bir Avrupa için Paris Şartı
-1999 Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Avrupa Güvenlik Şartı

İlgili mevzuata göre Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı adına görev yapan Müftü(atanmış), kamu görevlisidir. Müftülükler, camiler, mescitler, tekkeler ve diğer kurumları ile birlikte kamu hukuku tüzel kişiliğine sahiptir. Ancak Yunan yönetimi ve yasa koyucuları bu statüyü kabul etmemektedirler. Dolayısı-yla Yunan hükümetinin Batı Trakya Türk Azınlığı’nın görüşüne başvurmaksızın “tayinli imamlar yasası” nı yürürlüğe sokmasındaki amaç, Müslüman din adamlarının sosyal güvence kapsamına almak amacı ile kamu görevlisi olarak ilan edilmesinden çok ötededir. Müftülük sorunu çözülmeksizin Yunan hükümetinin 240 din görevlisi atama girişimi, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın dini özerkliğini kaldırmaya yönelik bir adım olarak değerlendirilmek durumundadır. Aksi takdirde Yunan hükümeti, Azınlık ile diyalog içinde politika oluşturmak istemelidir.

Konu ile ilgili olarak Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF) Başkanı Halit Habipoğlu, ““Din görevlisi” adı altında 240 imam devlet memuru olarak atanmasını öngören 3536/2007 sayılı yasanın Batı Trakya Türk Azınlığı’na danışılmadan hazırlanarak Meclis’ten geçirilmesi Yunan Hükümeti’nin Azınlık ile diyalog kurmaktan kaçındığının açık göstergesidir. Din eğitimcilerinin beş kişilik ve tamamı Hıristiyanlar-dan oluşan bir heyet tarafından seçilmeleri, Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı’nın din ve vicdan özgürlüğünün ihlalidir. Aynı zamanda Lozan Barış Anlaşması’nın “Azınlık kendi dini ve vakıf kurumlarını yönetir” ilkesine tamamen aykırıdır. Yunan hükümeti, “çağdaş azınlık politikası”nda samimi ise bunu Türk Azınlık ile birlikte Azınlık yararına inşa etmelidir” açıklamasında bulundu.

 
< Önceki   Sonraki >
1.jpg
 
 

8 Mart | Dünya Kaıdınlar Günü Konseri

Önerilen Kitap

ELIT Clubbing Samstag 12.07.2008